Pişmalık üzerine
Yazamadığım için aşkı yok saymıyorum. Yazabileceğim her ikircikli halin her tavrın her mevcudiyetin daha önce bahsedilmiş olmasından çekindiğim için yazmıyorum. Aslında en başından beri beni kısır bir yazar yapan çekimserlik bundandır. Hissetmiş olmaktan çok bunun bir tekrar olmasından endişe duydum. Sıradanlık ve çılgınlık arasında gezindiğim incecik ip üzerinde dengemi sağlamak zor oluyor. Bunu hem yaşamak hem de anlatmaksa benim için nerdeyse imkansızdı. O zamanlar bir karar vermek zorundaydım yazmak ve yaşamak arasında. Yaşamayı tercih ettim. Ve yaşadım. Dibine kadar. Son kurşuna, son yudumuna son lokmasına son nefesine dek. Eksiksiz bir ihtirasla üstelik. Nihayet tükettim.. Payımı alıp kenara çekilmeyi uygun bulduğum için yazmıyorum. Bununla idare edebilirim. Anlayabildiğim ve algılayabildiğim kadarını içselleştirip kutsamayı uygun buluyorum. Hatırlamak istediğim tek şey onunla yaşadığım hatıralar. Bunun dışında olanlar ve olacaklar ve hatta onun dı...