Çöl
bir taş atmak gerek bazen hafif sektirip olabildiğince uzağa yükünden gocunur gibi, içinden söker gibi kelimesiz anlamları kovalar anlamsız kelimelere yüksünür gibi. "Evvela seni cümle içinde kullanmayı terk ettim. Sonra önüne benzersiz sıfatlar, ardına yakışıksız imalar ekledim. Herkesleştikçe kolay oldu içinden çıkması. İtip bıraktıkça aldanışı uykunun uçurumlarına belli belirsiz çığlıklarını, yele karışıp kurudu göğsümde. İçtim kana kana. Kuruyan göğsüm yeşersin diye. Zamanı içtim ömrümü tüketir gibi her gece her sabah. düşkün gözyaşlarını zapt ettim. Aynada harcadım aksimi. Kumdan gelip toprağa gidecek ruhu çürüttüm. Binaenaleyh söz bitti, anlam yitti. Gece anlamsız gündüz ışıksız kaldı. Nihayet sen sana benzeyen ilahların ilki olarak kaldın. Ancak yüzüne benzeyen bir semanın altında diz çökerdim, o gün de geldi." bir uyku gerekmiş meğer her şeyi unutup bir hiçmişçesine hakika...