Cumartesi, Ekim 25, 2014

Geç bahar

.yine kederin kırıntılarıyla kendimi telkin ediyorum. Gururun salkımsız orospuların tanelerine gömüldüğü gecelerden beri ağlamaya değer tek kıymetli hatıra bile yok hatta belki de hiç olmadı. Belli ki nadasa kaldım belli ki satılmayacağım. Ey kayıp zamanın,yitik kutsalların diyarı; Bütün ihtimallerin takvimleri yanılttığı aksi bir yaşamda mutluluk dolu anların olduğunu biliyorum, biliyorum şerbetli sohbetlerin masasız şarapların tadını. Fakat ne yazık ki hissetmiyorum artık hissedemiyorum o içimdeki keskin beyaz soğuğun yanıklarını. Geçti burcu burcu kokan baharların büyü tozları ve yitip gitti sıcak yağmurların yazları. Bir sonbahar düğünü kadar mutlu olabiliyorum ancak. Biliyorum geçti kara sevdanın köhne yeli bu meçhul istasyondan. Geçti ilk sevmelerin heyecanı geçti delikanlılık çağlarım, telaşlarım. Mavi kanım mora çaldı, tenim karardı, kurudu yüzümün boynu bükük ıslaklığı. Avutmuyor sabah, avutmuyor alacası, avunmuyor salkım, avutulmuyor toprak. 

Kan kırmızısı memleket, büyüyor büyüyor büyüyorum. 

Çürüyorum artık geçsin şu mevsim geçsin artık. Bitsin bu bağbozumu dökülsün tanesi.


Burak Dikoğlu

Hiç yorum yok: