Cumartesi, Ağustos 31, 2013

Kalabalık üzerine

















  Gündem o kadar çok bölünmüş ki konsantre olmam gereken şeyleri kaçırıyorum. Bu kadar argümanın şekilsizleşmesi başka bir şeyi işaret ediyor olmalı. Dünya artık farklı bir yere gidiyor bunu kabul etmek gerek. Bir çok iyi film, şarkı, idol veya fenomen tanımadığımız bir düşüncenin etkisi altında. Yabancı olduğumuz bu sesin yankısı henüz topraklarımızda tam olarak anlaşılmadı ya da anlaşılmıyor bu gürültüden. Yeni dünya düzeni zaruriyet halini aldı. Evrenin zamanı ve tahammülü azaldı biz onu terketmeden o bizi yok edebilir. Gerçek bütün aşklar gibi sahip olma tutkumuz ölümcül hale geldi. Tırnak ve dişlerimiz evrimleşip avlanmayı silahlarla ve zayıflara bıraktığımızdan beri yanlış giden bir çok şey vardı. Sürünün en popüleri -ki bu şişko,siki küçük, fazla kaslı,çok popüler ama kesinlikle varlıklı kişilerdir- sahtekarlıklarla kazanılmış Porsche'den inip androjen desteği ile dişinin en dişisini ürememek üzere sabaha kadar siktiğinden beri. Steroid hayatımıza girdiğinden beri. Extacy hayatımıza girdiğinden beri. 

Uyarıcı-uyuşturucu-antidepresanlar sistemden çıkmanın tek yolu olabilir mi? 

Bütün hayatımızı ne için adıyoruz!
 Gerçek soru sorgulanmış bir yaşam mı kutsanmış bir an mı beklenen bir mucize mi? Her birimizin ortak amaç uğruna savaşacağı bir kutsal vazife var mı? 
Kabul edelim son üç büyük peygamber başarısız olmuş ve semavi inançlar fiyaskodan başka bir sonuç oluşturmamıştır. En azından denenmiş veya saygı duyulması gereken büyük çalışmalar olarak kutsallığını koruyacaklardır kanımca. John Lennon kadar birleştirici olamamanın bahanesi olmamalı ya da Nietzsche'nin "Decidans"ında uygun bozulmalar nasıl kabul edilebilir. Neyse bu yazıda sizi yormama çok lüzum yok zaten yeterince hızlı ve karmaşık görünen gündem bizi yıpratıyor. Sırf bu yüzden analiz yapmak bile bu kaos projesine hizmet ediyor olabilir. Ne için bu acele sahi bu çırpınış? Bir umudunuz varmış gibi hırçınlaşıyorsunuz. Bir daha ki ay gelecek olan telefon taksitini ödeyebilmek için mi yoksa seneye yapacağımız bol orgazmlı beş yıldızlı kölelik için mi? Son üç yıldır doğaçlama yaptığım tatil varyasyonlarımdan memnun ve arınmış olarak eve döndüm. Bol Ruslu gece menülerinden,ucuz köpük partilerinden ve amfetamin kokulu danslardan sonra işinizin başında olmanız zaten kaçınılmaz oluyor. Bu lezzet sizi daha fazlası için teşvik ediyor olmalı. Var olanın üzerindeki etkimizi gözden geçirmemiz her koşulda değiştiremediğimiz şartlar üzerinde yoğunlaşmak? Sahi neyin üzerine basıyoruz. Başkalarının mı? Mayınların mı? Anlamsız toprak parçalarının mı yoksa kriptolanmış kutsal gazete başlıklarının mı?

Bizi daha yukarı taşıyacak olan bir başkasının omzu mu?
Bizi daha iyi şartlarda yaşatacak olan başkasının gerçekleri mi?
Bizi daha doğru yapacak bir başkasının yalanı mı?
Bizim gerçeğimiz nedir?
Biz nasıl daha olabiliriz
diğerlerinin olmadığı gibi nasıl olabiliriz.

Sürüyü nasıl uzaktan takip edebiliriz.



Burak Dikoğlu

1 yorum:

Adsız dedi ki...

ne kadar sıg-suslu seyler de olsa yazabilmek guzel bi sey.

sizde olan ozguvenin, yetenek mi demeliydim, birazına sahip olsaydım keske. oz oz oz