Salı, Aralık 11, 2012

Pasifik


Tuttu “bir sigara daha saralım öyle git abi” dedi. Sanki bütün derdi buymuş gibi yalvararak gözüme bakıyordu kulaklarını indirmiş mırıldıyordu. Herkes bu pislik meyhaneden payını almıştı oysa bu gece Ahmet’in hala alacağı vardı çünkü bu adamın yüzeceği deniz Diyarbakır kapılarından akmadı, akmaz da. Ben bunu biliyorum ama o bilmiyor. Bunu hep yapıyor ona defalarca bu şehirden gitmesini söyledim, daha etkili uyuşturucular tavsiye ettim. Bu izbe yerin mutfağında içmeyi seçiyor. Bir şekilde saygı duyuyorum kaygısızlığına “Diyarbekır başka be abe” der durur. İki aylığına İstanbul görmüş tiksinmiş Ex’ten yorulmuş, kokolanmış 31 çekmiş, asit damlatmış ağlamış bir meyhane komisi. Ha arada bir yemekleri de o yapar felaket lezzetli bir eli var bu herifin. Ama bu coğrafyada ustalık; götündeki kıl ağarınca alınan bir rütbe gibi. İlla yaşlanması gerek iyi para kazanması için. Nasıl tanıştığımızı şimdi anlatamam her ne olursa olsun bilim hala Mezopotamya coğrafyasının esrarını çözemedi. Kimyasallar, sentetikler, kurutulmuşlar, işlenmişler, fırınlanmışlar, eterlenmişler, basılmışlar, ve toz haline gelmiş onlarcası hala bu bokun derinliğine inemedi. Çünkü gerçek esrar işin gizemli yanında, bunu anlamak için yırttığın zaman korteksiyle halüsinojen sapkınlar yaşamana gerek yok. Gerçek derinliğe bulunduğun noktadan bir adım atmadan ilerleyebiliyorsan yeteneklisin demektir. Ben yorulmayı tercih etmiyorum. Terlemeyi uyanmayı aç kalmayı içmeyi tercih etmiyorum. Tercih ettiğim şey tercih etmemek. Kıyaslamıyorum zor olanla kolayı. Her şeyin zor olduğunu biliyorum. Sonucu olabilecek bir dünyada yaşamak istemiyorum. Bu kadar çok sonuç varken hiç bir şeye sebep olmak istemiyorum. Katlanamayacağım bir acıya daha tahammülüm yok. Sadece şiir okumayı seviyorum. Gerçek acıyı hissedebilmek adına kısa yolların tuzaklı olduğu şiirleri. Ahmet’e Ahmed Arif okumayı seviyorum. Birazdan tutturur yine şimdi çıtırdamasını izliyor sigarasının. Ben de onu izliyorum. Sanat eseri gibi sarmış yeteneği ellerinde olan bir yabancı bu adam benim için. Şiir gibi cigara yapardı şiir güzel olan her şeyin içinde vardı.. Canına okurdum hem de o şiirlerin. Ahmet’in beni ne kadar tanımadığını düşünüyorum. Beni bu kadar tanımayan bir adamın beni neden ciğerine ciğerine bastığını. Ahmet’in ne kadar yalnız olduğunu düşünüyorum. Bu milyonluk şehirde ülkenin narin orospularının memuriyetlerine ilk başladığı kerhanenin şehri. Şaka gibi İstanbul’a tayin olacak bir orospunun yolu illa ya Antep’ten ya Diyarbakır’dan geçiyor. Bu şakayı düşünüyorum. Bu koca kıllı adamların çocukları böyle dertli içli olmayı nasıl öğrendi. Bu çocukları kim kandırdı onu düşünüyorum. Yarısı terörist yarısı işçi yarısı torbacı yarısı turizmci yarıcı bar fedaisi yarısı travesti yarısı feodili mağduru. Bu şehir niye tam olamadı bunu biliyorum. Gizeminden sihrinden vazgeçemeyen bir tanrının çocukları bu koca çocuklar yüzünü görmedikleri ideolojilerin kuklası oldu. Sıra bana geldi önce oksijenle temizliyorum alveollerimi, bronşiyollerimi. İstiyorum ki bu nefesten sonra ömrümün sonuna kadar kafamı sudan çıkarmadan bütün seslerini duyabileyim sahillerin. Bütün çocukların gözyaşlarını, bütün silahların seslerini bütün yolculukların korna seslerini. Yangınları duyayım, orgazm çığlıklarını. Yalnızlıkları duyayım isterdim kendi sesimi bu kadar duymasam. Rüzgârını kaybetmiş bir ömrün mendireği gibi şimdi dudaklarımın arasında boyuyorum bütün ovanın yarasına merhem olacak bu şiiri. Derin bir nefes gibi,  güzel romanların ilk cümlesi kadar etkili beylik bu soluk. Sıramı her defasında savıyorum başımdan geçen aşkların son sözleri gibi. Bitmiyor bitmiyor hiç bitmiyor gidenlerin ardından harcanacak tek noktalı veda mektubu. İçimiz gibi. Düşünmek yetmiyor çünkü içinden çıkılmıyor gerçeği aramanın hissi. Umut etmek yoruyor biz,  biz de rüyalarımızı kontrol ediyoruz. Taksitli avantajların getirileri ne muamma. Paramparça olmak bizim en büyük yeteneğimiz, tanımıyorum bir başına bütün bir hisse sahip çıkacak bir bedeni. Benim bu şehirde bulunma nedenimi bilmiyorum. Bir insan yolda ne arar.?
Ben hiçbir şey bulmayı ümit etmiyorum sadece gitmek istiyorum...


Burak Dikoğlu

         

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Zugzwang