Çarşamba, Ekim 31, 2012

fiyasko


...bilmem, taklit ediyorumdur diğerlerinin yaşadığı hayatı.



Nereden bakılırsa bakılsın toparlamaya çalıştıkça dibe vuran biriyim. Fiyasko kelimesini gün içerisinde duyumsuyorum. Kendime sık sık dibe vurduğumu hatırlatıyorum. Bilinçli olduğunu sanmıyorum ama hak ediyorum. Gündüz rüyalarım tam bu zamanlara denk geliyor. Evet yaz çocuğuyum sıcak deniz iklimlerinin hayvanı. Yengeç burcunun sözlükteki karşılığı melankoli fakat ben buna başarısızlığı da ekliyorum. Kurtulamadığınız bir melankoliniz varsa ne iş hayatında ne de aşk hayatında her şekilde başarısız oluyorsunuz. Ve çabaladıkça bu durum gitgide daha gösterişli bir hal alıyor. Fiyasko. Defalarca hatta kronikleşmiş. Zavallı bir gösteri gibi bu yaşam. Aldığımdan fazlasını vermiş bir adamım parça parça eksiliyor içimde çocuğun oyuncakları. Beni bu hale getiren etkilerin anasını sikmek geliyor bazen içimden. Eve girdiğimde masayı tekmelemek, kirlenen bulaşıkları duvarlara çarpmak. Seçilmiş insan olsaydım ve tanrıdan torpilim olsaydı kesinlikle insanlığın sonu gelirdi. Ne kadar çok ötelenmiş ve ne kadar yok sayılmış olabilir ki mutlu olabileceğim zamanlar. Melankolinin katı sıvı ve gaz hariç diğer formlarını bulabileceğimi düşünüyorum az önce bir arkadaşıma söyledim bunu. Mahvolmak,fiyasko... Lütfen öldüğümde adımı sözlük cümleleri içinde kullansınlar. Fiyasko deriyle örtülünce adı Burak oldu desinler. Umutsuzluktan ve inançsızlıktan olduğunu bilmek beni mutlu ediyor çünkü birinden birine yaslanmış olsaydım kendimi yok saymış olurdum. İçimi gösteren ne varsa bu yalın halimle var. Kendimi görebiliyorum rivayete göre topraktan yaratılmış aciz etimi. Her şeyi tüketen etimi. Uzun zamandır bunu söylemek istiyordum sanırım insan etinin acizliğini ve kimyasal yanılgısını. Muhteşem sinir sistemimiz her şeye tepki verdiği için maymundan önde tanrılardan gerideyiz. Biraz daha umursamaz olsaydım gökyüzünde bir salıncağım olabilir miydi bilmiyorum. Hiç bir şey de bilmek istemiyorum açıkçası. Mutsuzluğuna çare aramayan Kayra gibi beyin ölümümü bekliyor olabilirim. Ardımda beni mumlarla anacak bir melez bırakmayı isterdim,pek mutlu olmayı. Ya mutlu olabilmek için Kinyas olmak gerekse ve yeni bir kimliğe ihtiyacım varsa. Son bir duaya son bir amine son bir secdeye son bir yortuya. Son bir gözyaşına ihtiyacım varsa aşkla dökülmeyen. Korkuyla ve minnetle ağlamayı ya başarırsam. Şunu unutmamak gerek eğer duvarları yıkmayı göze alıyorsanız ruhunuzda aklınızda veyahutta kalbinizde enkaz altında kalmayı da göze almalı insan. Bileği kırılmış bir at gibi ölümü bekliyorum. "Bilmem, belki de taklit ediyorumdur diğerlerinin yaşadığı hayatı". Mi gamından alacağı bitmeyen bir gazel gibi yarım kaldım.

Yarattığı sihri yitirmiş bir totem,
artık tutulmayan bir yemin gibi... Her şey bitti gamalı bayrağı kalbime gömdüm finalini görmeyeceğim bu filmi yarım bırakıyorum. Bileği kırık bir hayvan gibi.

Burak Dikoğlu




http://www.youtube.com/watch?v=whk7aEVgmBg

Hiç yorum yok: