Pazar, Eylül 09, 2012

Siyah kaç türlü siyahsa


Ve bas ve tiz

Solo:

Kulak zarımı iğdiş eden müzik seyreldikçe 
içimde kopan ince çizgi sonunda bir başka başlangıca sürgün veriyor. 

O satırların ve tüm bu hayatın mutlu sonu geliyor. 
Biliyorsunuz her şey bitiyor.Bitmeyen hiçlikle doluyuz.

Siyah kaç türlü siyahsa işte o kadar derine gidiyorum şimdi. 
Benden ötedekiler arzuyla hayatını idare ettirmekle meşgulken 
daha çok yaşamak için aranızdan ayrılıyorum. 
Bu dünyanın, 
bu yaşamın formu şarkılarda ve satırlarda devam edecek. 
Varlığımın anlamını ispat ettim ruhuma. 
Defalarca ve defalarca vazgeçmeye çalıştım tüm ucuzluklardan. 
Daha fazla üzmek istemiyorum sevdiklerimi 
beni sevenleri. Seni...

Çok sevildim ve çok sevdim. 

Bu denli keskinleşeceğini bilseydim kalbimi köpeklere yedirirdim. 
Sevgiden bu kadar nefret edeceğimi bilseydim 
önce annemden vazgeçerdim.

--

Kontrabass ve gam:

Bir Bergman sahnesinde olmak isterdim son günü yaşarken. Manchester da bir punk grubunun içinde,
cebimdeki sustalıyı ilk mırıldayan aşkın damarını sokarken yakalanmak üniformali kölelere. 
Ağzımı dayamak tüm resmi makamların musluğuna 
ve hüküm giymemiş bir teen olmak. 
Başka kimseyi istemiyorum karanlığıma. 
Rutubet içmiş ruhum her sertliğin izini yaşarken sevişmelerde, uykuya uzanan kollarım bir kadının kasığında sızıyor şimdi. 
Lanet olası hayatımın efendisi değilim. 
İstemiyorum uyanmayı,konuşmayı,içmeyi...

Siyah kaç türlü siyahsa o kadar derine gidiyorum şimdi.

Siyah saçlarımı,adımı, gururumu alıp o şarkının ritmine ağlıyorum.

Ben kötü bir solistim, biliyorum
bu sahne bitsin artık, lütfen
ağlamak istiyorum...



Burak Dikoğlu

Hiç yorum yok: