Salı, Temmuz 03, 2012

gece güneşi


Bu yazı sizi rahatsız edebilir.Okumayın
Bu yazı en ufak ironisine kadar mesaj doludur.Anlamayın.
Bu yazı öfke doludur.Korkmayın.
Bu yazı sınırları zorlamıştır.Aldanmayın.
Bu yazı bir pornodur.İğrenmeyin.
Bu yazı rezidansın 24.katından yazılmıştır.Sarkmayın, düşmeyin.
Bu yazıyı bir müren balığına aittir.Denizleri kirletmeyin.
Bu yazı ayık kafayla yazılmıştır.Alkol ve uyuşturucudan uzak durun.
O yazı bu yazıdır.Özenmeyin…!


“Kuyruk acısı ile yazılmış şiirlerin,şarkıların hizmet ettiği sanat,sikişmek uğruna icra edilen sanattan evladır.”


Leroteist evhamla sunar…


Paketi açıyorum şimdi.Yirmi adet dolu dolu, masum ve devlet kontrollü intiharım var. Öyle mahremindeyiz ki yaşamın ne yana dönsek bir göt kokusu, ve burnumuza dokunan bu pisliğin kokusu bizi bizden alıyor.Tahrik oluyor,sinir oluyor,kıskanıyor kederleniyoruz her nasılsa.! Geçmiş çağlara göre yumuşayan bedenlere nazaran, sertleşen ve nefret dolu beyinlere sahibiz. Bunun en büyük ispatı bizi uysallaştırmak için çaba gösteren uyuşturucu ve alkol sektörüdür.Yan dal olarak yaşamlarımız üzerinde ihtisas yapan diğer sektör. Eğlence!           Ne kadar eğleniyoruz sahi.Şu an midem bulanıyor örneğin. Bu eğlenceli mi sorgulamak lazım. Tıpkı zorlu lunapark oyuncakları gibi. Dönüyorum ve mutlu değilim. Arka arkaya dokuz sigara yakabilirim. ciğerlerimin hassas eşiğini söyleyen tıp dalı uzmanından sonra sınırları zorlamaya karar veren bir bağımlıyım ben. Bunun için uzun süredir öksürmüyor ve nefes darlığı çekmiyorum. Artık kanaat eden bir boyun eğmiş gibi veya zevk dolu bir bira fıçısı gibi köşemde tükenmeyi bekliyorum. Birazdan üzerimdeki pahalı gömleğe ve kiralık Porsche’ye binip bu lağımdan uzaklaşacağım. Ama anlatmak ve göstermek istediklerim var. Evet bazıları sadece hayal eder, bazıları sadece yaşar ve bazıları bu ikisinin arasında görünmeyen deliklerden hayatı sikmeye uğraşır. Benim girebildiğim bu kadar delik olmasına rağmen boşalamamış ve rahata erememiş olmam beni iktidarsız değil bu eğlencenin yeteri kadar haz vermemesinden ileri gelir.Burası localar, rooflar ve barları ile sınıfları çabucak ayırabilecek, köle pazarı simsarı telaşında bir yer.Burası lağım burası çukuru ve pırıl pırıl her nedense.Ufak tefek köşelerdeki masalarda pazarlıkların yapıldığı ve randevuların verildiği bir açık hava kerhanesi. Sosyolojide çizilen üçgenin aksine burası içi ucuz kokulu merkezden çembere iğfal ve ihmal edilmiş bir daire...Burası yusyuvarlak bir merkez.İçindekiler için dünyanın, dışındakiler için tanrısallaşmanın çap merkezleri. Legal randevuevleri. Piyasanın değil alkolün ve paranın hacmine göre piyasa değerini bulan sevişmelerin leb-i deryası.Amcık ve yarak pınarı. Önümde duran tencere görünümlü tabaktan bir parça salata ve peynir tadıyorum şimdi.Ucuz mu.? Asla. Ben ucuz muyum peki.Pek ala ucuzum…!

“Ama şaraplar yeterince pahalı ise orucu bozmaz” değil mi?
İşte bu menkul kıymeti yüksek lağımın, asgari ücretlerle dalga geçmesi değil,bir o kadar önemli ve elit insanları ağırlayan bir günah çukuru olduğunu gösterir.

Pinot Noir 1979 enfes bir aroma mutlaka tatmalısınız…
Şimdi bu daireyi anlatayım biraz;
Merkezkaç kuvvetinin savurduğu çemberin çizgilerini ve sınırlarını ucuz sosyalistlerin savunduğu hizmet ve tebaa sınıfı oluşturuyor. Komiler,garsonlar, bulaşıkçılar, park valeler…

“Temizlemeyin oğlum masaları,kızım sen yıkama bu kurumuş sevgisizliğin artıklarını, kokmuş kalçaların deri koltuklu metal oyuncaklarını park etmeyin sevgili erkek çocukları.Valeler... Almayın şu bardakların dudak izlerini, hepsi bir devrin ve çağın neye hizmet ettiğine dair adli kayıt. Organize edilmiş bu kumpas ey ezilmişler ve korkaklar. Bu sizin boyun eğmeleriniz saf ve temiz olduğunuzdan değil bu sizin korkaklığınız, bu sizin zayıflığınız. Hoşgörü ve iltimas garibanlığın yarasıdır.Ezileceksiniz,elleriniz bu cemiyetin kıçını silmekten bok kokacak ve siz orak çekiç figürleri ile pankartlara adalet içerikli sloganlar yazacaksınız.”

Buraya kadar 6. sigarayı yaktım. Şarabın uzunluğu* ve gövdesi* beni sakinleştirmeye başladı. Pinot Noir’ın sigaranın ses tellerimde oluşturduğu hasarın önüne geçmeye başladı.Baskın bir lezzet.Gerçek işçilik…!

Şimdi bahsettiğimiz çemberi daraltmaya başlayabiliriz. Bu bizim deliğimiz nasıl olsa ne kadar dar olursa girdiğimizde o kadar keyif alırız değil mi.? Burası bir kadın-doğum kliniği olsa ancak bu kadar cinsellikten bahsedilebilirdi. Evet kabuğumuzu kırmak zorundayız ancak savrulmamak şartı ile. Çemberin içine girebilenler,evet siz;
barmenler,garsonlar,escortlar,müzisyenler,striptizciler,korumalar…

“Siz daha pahalısınız eminim o ezik işçi sınıfından.Maaşlarınız daha yüksek,elbiseleriniz daha kaliteli ve çoraplarınız hala delik değil mi?Sizi merak eden bir çekirdek aileniz ve eskimemiş bir aşkınız olsa dahi itibarlı tasma sahipleriniz var. Ne diye bu dairenin çap merkezine meyillisiniz ulan.!Almayın siparişleri bok yesin bu o yavşaklar,durmayın vitrinde değerli kızlar o şekilde tuttuğunuz kadeh estetik değil, davetiyedir en mahreme.Siz de bu gürültülü müziklerin imalı erotik mesajlarına vurgu yapmayın değerli müzisyenler.Sizin etiketleriniz ezik işçilerden daha bol sıfırlıdır eminim. Mahkum olduğunuz yetenekler bir başka pırıltılı tasma sahibi tarafından bir sıfır fazlasıyla ödüllendirilebilir eminim.Doğru ya biz buyuz.
-bir sıfır olsun bizim olsun-
Yazıklar olsun.Dalkavukları ordusu…!”

Sigara 11 kadeh 4 çember sınıfı 3 salata 1…Bu salatayı yapan İtalyan menşeli piç,
elinde bir objektif ile hayatları gözetleyen sübjektif ahlaklı top sakallı piç,
barda omuzlarının genişliğinden dem vuran gömleği ile caka satan piç,
locanın önünde dekoltesini aralayan penceresiz evin bacasız orospusu,
çocukları evde esrar kovasına düşen erkek avcısı ana kraliçe orospu,
pörsümüş dudaklara masum öpücükler peydahlayan afiş Barby’si orospu,
hepinizin ağzına yeşil başlı gövel ördek sıçsın…!
Siz ki bu deliğin haz almaya yakın küçük dudaklarısınız,binlerce sinaps ucu ve şehvet birkaç adım uzakta ve çemberin merkezine bir kademe yakında sizi bekliyor.Terfi ettiğiniz yataklarda kurtaracağınız gecenin ve geleceğin ardından her şey dahil sikişebileceğiniz,
ayrıca bütün masrafların bu dairenin merkez kuvvetleri tarafından finanse edildiği birkaç mutlu geceniz olur umut ederim…!
Eminim sizin kaderiniz ve keyfiniz bu delikten çıkanları yalayarak alacağınız hazdan fazlası olmayacaktır.Ağzınızın ve kalbinizin kenarındaki kurumuş insanlık ile çocuk esirgeme kurumları; bağışlayabileceğiniz pornografik merhametleriniz ile sıcak birer yuva haline dönüşebilir.
Sizin nefes aldığınız atmosferi sevsinler.Duygusal uydu yayınları sizden bahsediyor zaten.

Ve şimdi daraldık sanırım.İyice keyif alıyoruz artık bu geometrik kast sisteminin sıkışmasından.Evet kafam bir hayli sıkıştı.Ne işim var bu bok çukurunun içinde.Bilmiyorum.Bildiğim her ne ise şu an beni rahatsız ediyor.Rahatsızım farkında ve insan olmaktan.Tam cehennemindeyim paranın delip geçtiği bedenlerin.Nirengisinde.Sözün bittiği yerdeyim.Salatanın bittiği yerdeyim.Asgari ücretle dalga geçen salatanın tam üstünde. Orta direk ailelere nispet yapan bu özellikle şarabın önünde.Midemin bulandığı yerdeyim.Memnun değilim ama keyif alıyorum.İnsanlığımın beyin ölümü gerçeklemiş olabilir, ben hayvani duygularımın iyi giyimli haliyim…damağımda ki şarabın tadı ve salatanın içinde ki jüryen kızartılmış tavuklar harika.Bir delik ancak bu kadar güzel gelebilir ağzınızı dayadığınızda.Ben ki tadını aldığım bütün deliklere sürmeyen harbi çocuk bu bok çukurundaki bütün lezzetlerin tadını almaya meyl ediyorum.Ama koku.Bu koku beni çıldırtabilir.Tam bir buçuk saatte paketimde kalan son üç sigara ne kadar çok tütün kullandığımın ispatıdır.Kaçıncı kadeh değişti bilmiyorum ama zaman ilerledikçe kadehin şekli,kadınların bakışı ve müziğin rengi bir hayli kırmızı olmaya başladı.Kırmızı…!
teklifler ve seçenekler kokusu beni rahatsız etti sanırım.Buradaki elbiselerin fiyatı arttıkça insanlık ve arda kalanlar zararına satılmaya başladı.Okul ve işçi servisleri yollara düşmeden bu güneş artık batmalı.Saat 04:35.Bu lüks arabalar garajlara bu insanlar aynalı odalardaki yataklarına uzanmalı layığıyla..Güneşin ulaşamadığı o güzelim pervazların ardında ne olduğunu kimse bilmiyorsa bu benim değil aile terbiyesi veren anne-babaların suçudur..!

Sigara 18..
Dairenin merkezindekilerden bahsedeyim biraz. Papazlar, sahipler, efendiler, yarı tanrılar, kokuşmuş peygamberler, patronlar, aktörler, aktrisler, pop yıldızları ve benzeri güruhun toplum sosyolojisindeki üçgenin en az acılı ve açılı zirveleri…Çizgilerini paranın çizdiği bir stadyumdalar.Buradaki sorun sahanın çizgilerinde,yuvarlakta,hakemde,kale direklerinde ve tribünlerde değil,yayında ve yapımda emeği geçen tüm orospu ve çocuklarındadır…!
Ahlaksızlık ise insanlarda değil müsamaha gösteren tüzük,yönetmelik ve kokuşmuşluktadır.

Şimdi sahipler köpeklerin tasmasını tutmuş,patronlar işçileri hapla uyutmuş,şefler garsonları şarap mahzenine götürmüş haldeler.Yani bu bit pazarının tezgahına göz atanlar parazitlerini kaşımaya,okşamaya,yemeye,içmeye,sikmeye başlamıştır.
Artık kalkmam gerek sanırım masadan;

-Account please…

Ben buranın turistiyim evet.Buraya ait olamayacak kadar şaşkın izliyorum çevremi çünkü. Benim uyanması gereken bir şehrim ve omlet kokması gereken bir mutfağım var.
Hesap geldi şimdi.Bir dakika.Ve afili bir kartvizit ve üzerindeki amblemden anladığım kadarı ile bir otel odasının anahtarı var.

“Seni görüyorum ve izliyorum.Aklından geçenleri bana da anlatmak istersen.”
Büşra….0592 112 69 31


Cekete aldandı salak kadın.Neyse şimdi ben gündüzü kurtardım,
size iyi geceler orospu çocukları…!


Burak Dikoğlu


Hiç yorum yok: