Çarşamba, Temmuz 25, 2012

465

Yazmam gerektiğine inandığım için yazdım.
Artık seninle konuşamadığıma,susamadığıma inandığım için. Elimi çantama atıp kalemimi aradım. Hala karakalem çalışıyorum belki hatırlarsın. Hala olabildiğince esmerim, renkleri uzun zaman önce bir ada vapurunda kaybettim. Sağ elimde biraz mavi kalmış o da rakı görmeden renk vermiyor meret. Neyse önce servis peçetelerimi -ki çocukluğumdadan beridir severim saklamayı allı güllü olanlarından,sonra bana ait olmayan bir kaç evin anahtarı asla tanrı misafiri olmadığım hanelerden, sonra bir sustalı en sona bir kalem. En karasından kendimi kesecektim,artık susmalısın dedi tanrı.! Yazdım çünkü sustalı bekliyordu beni.

Giderken dediğin gibi hep seni yazdım, kimseye seni anlatamazdım ama seni yazabilirdim. Kayda değer bir kaç aşk yaşamadım değil.Ama kimi sevsem çokça seni sevdim, biraz onu ve biraz bunu. Kimi terketsem seni kaybetmişi gibi acı çeker hatta o gün gibi Harem otogarında hissederim. Taksiye nasıl bindim inan anımsayamıyorum ardından. Seninle biz nasıl ayrıldık unuttum. Hatırlamak bile istemiyorum belki. Seni özledim demiyorum tabi. Serde de erkeklik var ya hanımım sarı saçlarını hala özlemedim ve hiç bir sarışının elini tutamadım. Ama seni özlemedim yani, bil. Yeterince günah işledikten sonra sana tekrar döneceğim. Biliyorum lanetliyim ve sende lanetlendin. Biliyorum hala babanın evinden çıkıp aynı duraktan dolmuşa biniyorsun. Saçma bir şirkette çalışıp istediğin arabanın peşinatını biriktiriyorsun. Yalansa söyle. Gidecek kimin kaldı senin? Söylesene ben sana gel demezsem kime gideceksin. Yalana gideceksin yavrum. Spot ışıklarına ve italyan ceketin armalarına gideceksin. Kimsenin giymediği topukluların ve ekose eteklerin peşinde olacaksın. Sahi hala belinin yeterince ince olmadığını düşünüyor musun gündüz yüzlü ? Neyse bazı şeyleri hatırlayamadığımı iddia ediyordum en son. Artık bazı şeyleri hatırlamak için kendimi zorluyorum. Kendimi zorluyorum çünkü kimi sevsem sana nasıl dokunduğum geliyor aklıma. Saçların bahar mıydı yaz mıydı bilmiyorum ama adını hatırlıyorum. Canımı çok yakmıştı.
Adın maviden berraktı. Hiç yakamoz düşer mi güneşe. Nasıl aydınlatıyordun içimi hatırlıyorum. Hatırlıyorum adın canımı yaktı çünkü. Güzel bir hatıranın hatırası, bir gündüz rüyasının rüyası kadar esrarlı. Güzel bir aşkın bir aşkın figüranıydı. Adın maviden berraktı.

Zaman da aktı sen gittiğinde saatler de durmadı, kasıklarımdan aktı zaman, buhranlıydı gece ve akrep gayet zehirliydi. Kafayı saatle yedim çünkü elimi bıraktığında yedi saat kırkbeş dakika saymıştı yelkovan. Sahi biz meltem miydik estik geçtik İstanbuldan. Hatırlıyorum ulan yıl 1997 ve laciverd süveterinle karşı sınıfta suskun bir sarışındın. Dönencesi yitik mevsimlerin kurağında kayboldum,çocuk değildim ve o lisenin karşısındaki pastane artık yoktu ve frambuazlı pastayı aslında hiç sevmezdim. Hatrın vardı çünkü hatıran olacaktı. Ben bu evrene adını haykırdıkça sen benim yerçekimimde kurtulursan sikerim o Newtonun anasını!

Sonra boş bir sayfa hiç adını yazmamışım bak. Sadece boş ve bir sayfa daha...Biraz moralin bozulacak ama sen benim soru bukletimdeki hatalı soru olabilirsin. Muhteşem bir hata. Kusursuzu arayan sınavların içindeki en güzel hata. Mükemmel bir mantık hatasıydın. Sarışınları hiç sevmedim fakat soruda ki tuzak yaratıcıyı yanıltmıştı. Bu Matrixte bir kayma Shambala bir ihanet İskenderiyeden kurtarılmış bir papirüstü. Muhteşem olan herkese yanlış olanın bana doğru gelmesiydi. Nefis bir hata. İrade gösterilerek seçilmiş bir yanlışsın sen. Kaybolmuş bir mevsimin Haziranı boşa giden bir ömrün 24 yılıydı. Elini özgürce tuttuğum bir İstanbul sabahıydı. Ada vapuru on beş dakika geç kalmış ve kalabalıkta kaybolmoyasın diye sebeplenmiştim avuçlarına. "Son Defa" diyordu şarkı son defa. İlk ve son defa. Bu ömrümde geçirdiğim en güzek yedi saat kırkbeş dakikaydı. Yedi saat kırk beş dakika.Amy'nin 27 yaşından bile güzel bir zaman dilimi. Sadece 465 dakika. Elini tuttum.

- Şu film şeridine lütfen bu kısımlar eklensin tanrım,finale beni öptüğü ada vapurunun yandığı sahneyi koy. Sana sadece o zaman inanabilirim biliyorsun.

Adından vazgeçemem biliyorsun. Hatıralar yavaş yavaş silinse de boğazdaki martılar bizi unutana dek sigaramı denize atamayacağım biliyorsun. Sen de atma. Benim sigaramı içiyorsun üstelik. Bunu da yapma. Benden kaç. Kaçabildiğin kadar kaç. O şarkıyı sana miras bıraktım mutlaka arada bir dinle. Son defa diyordu hatırlarsan. "Bulabildin mi sonunda o anlattığım meşhur huzuru" Buldum amına koyayım buldum. Düştüğüm her rayın rotasında bir istasyon buldum. Saçlarım da seyrelmedi sadece göz altlarımı kapatıyorum polisler çok soru soruyor.

Bir gün karşılaşacağız biliyorum.
İçimdesin ve Bitez koyunda sahile uzanmış boylu boyunca beni bekliyorsun. Biliyorum...
Ve sen de biliyorsun ki artık yüzme bilmiyorum.

Gündüz Yüzlü Kızıma...

Hiç yorum yok: