Çarşamba, Haziran 06, 2012

İskenderiye kütüphanesi

Gözyaşı akıtmak için fazla yaşlanmış,
fazlasıyla deneyimlerden geçmiştim.
Dünyada gözyaşı dökülemeyecek üzüntüler vardır, evet.
Kahretsin bunu kimseye anlatmayacaksınız.
masallar zırvalamaktan, ruhunuzu ibadetlerle karartacaksınız.

Ya saçınızı okşayacaklar ya sırtınızı.
Bu üzüntü şekli hiç değişmeden,
rüzgarsız bir gecede yağan kar gibi
sessizce yüreğimizde birikip duracak mı.?

Tıpkı dikenin ete batması gibi bir tutkuyla üstelik.
Dikenin ete batmasını düşünün,
içine girerken hissettiği direnci
Acısı saniyeler sonra gelen bir sızı.
Keder ve iniltiyi.

Etin içinde hissettiği o derin tutkudur asıl fasıla,
dikene. Diken bunu sever.
Elini bakire bir kızın kasıklarına eğdiğinde nasıl titriyor
ve henüz yağmuru görmemiş dişi kurağın canı yanıyorsa
o uzanan şehvetten.
Nasıl bir ses çıkarıyorlardır acaba iç içe dururken.
O sessiz yağan kar bile işimizi zorlaştırıyordur.

Şimdi gözyaşlarımı tutmamın nedeni,
o derin acıdan payımı alır gibi,
etimi kanata kanata hudutsuz huzura uzanmak için.

Acı, çok acı ki
Hudutsuz huzur bu gökkuşağının altında yok

***



Paramparça edeceğim kendimi.
Kime ne lazımsa alsın içimdeki yokluktan.
Paramparça edin beni.
Affetmiyorum,affetmiyorum kitapları,şiirleri
gidenler; güçsüzler, paramparça olmaktan korkanlardı.

Bağdat da doyurmadı ezan sesi çocukların yüreğini.
Ağzımda çevirdiğim jilet,çocuk parklarında şiir olmuşsa
resmini kerhane duvarında görmüş gibi
annesinden kaçıyorsa şairler
pornolardan intihal ve şarkılardan ihraç edilmişse mektupları
o dikeni etime sokarken inliyorsam tutkudan

ben ancak size kıyasla insanım.


Ve pazara çıkmamış bir iyimser tavrı saklıyorsam oğluma
Öfkemden zırhım parıldıyor, keskinleştikçe;
bıçağın kör tarafına hasret duyuyorum.

Ahlaklı olmak sağır olmak gibi yitmişse duvarlarımda
özlediğim aşkı hayal edemiyorum sanki
Ne çaresizlik kalabalık olması geçmişin
Tarih bize yeterince şans vermedi
biz savaşların ehlileştirdiği cahilleriz,
içmekten ve sevişmekten filozof olduk.
Acının karşılığı her iklimde aşk değil
inancı yaratmaya başlamadan acı çekmeyeceğiz.





Peygamber olmadan önce Milatlar yarattınız
tapın dediniz,eğil dediniz,kandırdınız.

Savaştınız.

Geleceğimizi esir etmiş amcıklar…!

Şimdi söyleyin?

Hanginiz yaktı lan İskenderiye kütüphanesini?

***


Burak Dikoğlu

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Harika

Adsız dedi ki...

iyisin, farklısın ve tıpçısın :)

Leroeist dedi ki...

teşekkürler.