Perşembe, Nisan 12, 2012

Papyonum nerede?


Her şeyin tam olarak nerede başladığın hatırlamıyorum. Dün gece ne düşünerek sokağa çıktığımı ne istediğimi, nereye yürüdüğümü: Yediklerim ve içtiklerim yetmemiş olacak ki nerede olduğum u bilemeden dünyanın en iğrenç pastanelerinden  birinde ne idüğü belirsiz bir börek sandviç yiyorum. Üzüntü dolu bir domates parçasını ağzımda tanıyorum sonra eski haliç kadar karmaşık bir çay daha geliyor masaya. Express istiyorum it herif,hala anlayamadığınız dünya nimetlerinden her hangi biri işte. Küçük acı çekirdekleri olan familyayı tanır mısın. Acı. Acıyı bilir misin bayım. Herhangi bir çeşidini. Bu insanların yaşamak için uyuşturuculara ihtiyacı yok bu kokuşmuş önlüğüyle hala hizmet etmeye çalışan herifi boğmak istiyorum. Bu adamlar için mesai vardır sadece ve mesai insanların gerçeklere saplanmadan yalamasını sağlayan en ideal uyuşturucudur. Düzen ise gerçeklerin ötelenmesi için uydurulmuş bir palavra sanki. Bu ritüelin canı cehenneme dün gece olduğu her gece nereye gittiği,mi bilmeden uyanmak istiyorum. Spritüel tüm saçmalıkların canı cehenneme… İnsanlar tanrıyı görmek için çırpınıyor yıldızlar kimsenin umurunda değildi ilk teleskopun ardında. İnsanlar yıkılmamak için inançlara tutundular bu onların ilerlemesini engelledi. İnançsızlık onların içindeki sevgisizliği masaya yumruklarını vurma isteklerini güçlendirdi. İnsanların evrimi bu yüzyılda kapitalizm lanetiyle tanıştı. İlerlemiyor gerilemiyor hareketsizce biyolojik formların en ideal ölümle karşılaşması için var gücümüzle sandviç yapıyoruz. Lanet olası pastane, sektörün diğer tüm adayları için hakaretten ibaretsin…
Deniz yakın olmalı bu lanet yer, burnumu sürekli rahatsız eden yosun dolu bu rutubeti tanıyorum. Bu şehrin nasıl koktuğunu biliyorum. Büfeden sigara ve sakız almalıyım. Çünkü berbat kokuyor ağzım ve kupkuru boğazım. Sakız çiğnemem ve sigara içmem gerektiği gibi bu şehirde her şeyden önce işkembe gibi bir mideye sahip olmamız gerektiğini de biliyorum. Sevişmek için iri bir penis veya pembe bir vajinaya değil esaslı bir mideye sahip olmamız gerektiğini de biliyorum. Şarkıların anlamını yitirdiği binlerce cover yüzünden artık titreye titreye öpüşebileceğimiz B.Bardot posterleri yok. Nina Simone ve Esengül öldü. Bu dünyada ölümsüz olması gereken her ölümsüz öldü. Ki göreceksiniz zamanı geldiğinde tüm tanrılar gökten indirilip giyotinle muhatap edilecek karanlık çağın bitişini işaretleri gibi…! Ağzım otuz dört tane lağımın döküldüğü bir nehir olabilir ama sadece konuşacak,anlatabilecek tek bir deniz biliyorum Türkçe..! Neyse bu muhitten uzaklaşmalıyım sanırım etrafımdaki herkes bu şehre baktıklarından daha iğrenç imalarla süzüyor beni. Bu takım elbisenin kimin tarafından dikildiğinin kuru temizlemede nasıl yıkanması gerektiğinin önemi yok  çünkü cüzdanımı alıp mahallenin ağır abisine sunulacak kadar parlak görünüyorum. Elimi belime atıyorum bir zamanlar silah taşırdım ki sanırım bu egomla beraber onu da parçalayıp dolabımın derinliklerine gömdüm. İnanmak çok önemli bizim öğretilerimize göre aksi olursa toptan aklımı kaçırmak yerine bütün dikkatimi yaşadıklarımın olumlamasına topluyorum. Kafamın içinde kurduğum biz kurt kapanı var ve güneşin doğuşundan sonra kanamaya başlıyorum. Kendi kendini yaralamaya bu kadar müsait bir hayvan daha bulamazsınız bu şehirde. 20’li yaşlarımdan önce idrak ettiğim ne varsa bir çırpıda harcıyorum. Her gece ve  her sabah kafamın içine soktukları bu yargıları aşağılıyorum. Daha fazla erkek olmam gerekliydi boktan kırmızı bir paketinin içindeki 20 adetten birisi bu yaşadıklarımı yapış yapış olana dek anlatmam için tütmeliydi ağzımda. ” Ayakta duruyordu ve iç çamaşırı giydiği siyah elbiseye rağmen cam duvardan gelen dolunay ışığıyla beynimin içindeki tüm süper kavernöz yapıları uyarıyordu.” Tam olarak böyle miydi ya… İğrenç halbuki akşam babama bir meyhanede rakı içeceğimi söylemiştim. Bir önce ki akşam da anneme de tek kişilik bir tiyatrodan bahsetmiştim. Bu şehir tamamıyla bir mide bulantısı bu şehir her gece beni yatağımdan kaldıran bir hastalık. Bu takım elbise bir ilaç daha fazla iğrençleşmemek için bir ilaç. Jiletle tıraş edilmiş sevişmeler yerine lazer epilasyonunun faydalarını görmem için bir ilaç Bir kolaylık dokunduğum yerlere kusmamak için bir nimet bu slim fit iki düğmeli ceketin getirisi. Ucuz gitarist isyanlarını dinlemek için biradan kokuşmuş bir nefesi çekmemek için bir kısa yol. Muhteşem bir takım elbise. Muhteşem dikişler ve kola yakalı bir özgürlük. Papyon takmadım sanırım ama olması gereken bir aksesuardı… Yürümek ve düşünmek aynı anda uygulanması gereken bir tedavi yöntemi geçmişi hatırlamak için. Ve yeterince masum çocukluklar geçirdiyseniz günah çıkarmak, tövbe etmek, ve bilumum arınma gösterilerinden daha fazla etkili. Yürüyorum şimdi.Güneş; ısıtmaya başlarken, harareti düşüşe geçen kutsal çıplak vücutlar ve alarm sesiyle bir geceye daha hazırlanması gereken şehri ayakta tutan garibanlara eksik etek bir şarkı gibi. Isınmıyor aksine üşüyorsunuz ve ne kadar kaliteli olursa olsun ceketiniz bit pazarı parkası kadar etmeyen en ufak sıcaklık yürümüyor yürümekten imtina eden yorgun bedeninizin etlerine. Ne zaman bu kadar sevgiye muhtaç oldum bilmiyorum ama kaçtığım tek şey o değil. Tuzaklardan,takım elbiselerden, pastanelerden ve cep telefonlarından kaçmam gerekti. Kolay ulaşılabilir olmak bu dünyanın sihrini bozuyor ve hiç bir masal inandırıcı gelmiyordu. Sanki tüm tarih yalanmış gibi, hükmeden kim varsa her şeyin anlaşmalar ve savaşlarla olduğunu dikte ediyor bence. Toplumun güdüsel mekanizması hiçbir provokasyonun yüce politikasının altından kalmıyordu. İnsanlar tüm ideolojilerin üstünde gelişmelerini devam ettiriyor. İnsanlar ahlakın,dinlerin,felaketlerin ve siyasetin üstesinden gelecek şekilde uçmaya devam ediyordu. Müzikler,kitaplar sanatın envayi çeşidi çığır filan açmıyor zihinsel tatmine ulaşmış beyinlerimiz yeni anlamlar ve manzaralar buluyordu. Bu ufuklar yelken açan ilericiler ya ikon ya da küçük birer tanrı oluyordu. Ve ne yazıktır ki bunları yapan tüm canlılar uyuşturucu kullanıyor ve empoze edilen duruşların dışına çıkıyordu. Gerçek efsane olanlar toplum içerisinde kendi tebaalarını ve düşünsel sistemiyle başa çıkabilen bireyler şekillendiriyordu. Bunları toplamı dinsel ve tinsel liderlerin yapmaya çalıştığı şeylere benziyordu. Herkes insanları bir şeye inandırmak zorunda hissediyordu herkes önce peygamber sonra tanrı olmak istiyordu. Tanrıyı hepimiz merak ediyorduk çünkü –bu yüzden bu kadar çok şey istiyorduk- anlamsızlık ve var olmamızdaki tesadüfe inanmayacak kadar sevgiye ve tutunmaya bağlı olmaksızın eviriliyorduk. İnsanlık başta ben olmak üzere kafayı yememek istiyordu. İşte gerçek bu. Gerçek anlam bu. Korunmamızdaki uhrevi şey bu. Eğitim sistemi ve mesailerdeki asıl amaç bu. Az düşünmek az evirilmek bu hız midemizi bulandıran gerçek mikrop. En uzak durmamız gereken  yer beynimizin kıvrımlarıydı ve ben her gün olta atıyordum bir çıkmazında zihnimin. Asıl sorun lanet papyonumu nerede unuttuğumdu. Bütün bu düşünceler lanet bir papyon yüzünden olamayacak kadar genişti. Sabah uyandığım evde olmadığına eminim peki bu cep telefonuma gelen resimli mesaj zımbırtısı da ne olduğunu açıklamaya yetmiyordu. Biri benimle oyun oynuyor gibi. Kırmızı bir koltuk üzerinde beyaz bir papyon ve bir adet kırmızı sutyen duruyor. Nasıl bir keşmekeşin içindeyim. Gece olmayınca her şey daha zor lanet olsun. Güneşe dayanamıyorum. Aydınlanmaya ve güvende olmaya dayanamıyorum. Her şeyi bilmek istemek en büyük yanılgılarımdan biri sanırım. Müzisyen olmayı isterdim ama ben hiç olmayı tercih ettim. Hem müzikten hem matematikten hem de el melekeleri güçlü olan bir biyoloji için hiç olmak kaçınılmazdı. Uğraşabileceğim en basit mesleği seçtim ve takım elbiseler için sadece kendime iyi bir kuaför eve terzi buldum sonrasında her şey kendiliğinden ilerledi. Tıpkı kariyer planlamasında olduğu gibi zayıf tabiatlı insanlardan kast sisteminin en elit tabakalarında doğru ilerledim. Bunu sadece birilerine eşlik ederken yapmış olmam işin en eğlenceli yanı. Eğlenmeyen tek kişi benim.Binalar yükselmeye başladı yürüdükçe sahilden ve uzaklaşıyorum ve sanırım arabesk kaçmış bu şehrin içine. Blues ve Jazz yüksek binalarda dinlenmemeli lanet olsun. Hiçbir mimari eserin içinde arabesk dinlenmemeli. İnsanları artık nasıl yaşayacağının farkına varmalı. İnsanlar neyin doğru neyin yanlış olduğunu değil,ortak noktaları değil,kardeş olmaları değil bu lanet insanlar kendi doğrulularının anlamını savunmalı. Hepimiz kardeş olamayız. Aynı vajinayı farklı dönemlerde kullanabiliriz ve asla dünyaya gelmek için değil.! Sendelemeye başladım ve en temiz kaldırım taşına oturmalıyım. Kusacağım ve popomdaki kumaşı temiz tutabileceğim bir yer arıyorum. Saçmalık,baştan aşağı saçmalık bu. Dün gece papyonumu nerede bıraktığım hakkında bir fikrim yok sandviçin içinde ne olduğunun hakkında bir fikrim yok. Nerede uyandığım hakkında bir fikrim yok fakat kaldırım taşının temiz olması hakkında bir fikrim var. Saçmalık bu. İş yerinde neden çok çalıştığım hakkında bir fikrim de yok. Çalışmadan bu dünyanın ilerlemeyeceğini mi sanıyorsanız,yanılıyorsunuz. Bu dünya çözümsüz kalana dek bütün ihtimalleri tüketecek bir fast-food zincirinden başka bir şey değil. Cup Cake dahil bütün menüleri tüketene kadar yiyecek daha sonra hamburger yapmak için çalışacaksınız. Herkesin bir hamburgere ihtiyacı vardır. Off kusamıyorum bile neden oturdum buraya, ne zaman susacak bu aklımdaki playback. Konuşmak isterdim, içmek veya eğlenmek yerine saatlerce konuşmak saten bir çarşafta değil de bir battaniyenin içinde çıplak kalmak isterdim. Böyle daha özgür hissederdim eminim. papyonumu bulmam gerekli dün gece nerede olduğuma dair tek ipucu o. Sahi ne düşündüm taksiye bindim ve gerisini anımsayamıyorum ama adresi hatırlamak için önce uyumalıyım.Sonra belki tatlı bir şey yemeli. Evimi hatırlıyorum fakat nerede olduğumu bilmiyorum. Burası İstanbul değil burası İzmir değil burası Türkiye bile olmayabilir ama İstanbul’da oturduğum ve faturalarımı özellikle aksattığım bir dairem var. Evime nasıl gidebilirim..?

Bu vaat edilen cennetin eksen kayması. Bu Gold Fly’ın sebebi bu ölümün habercisi. Her şeyi bir an da kenara itmek için yeteri kadar kirlenmişlik duygusu. Bu kötü adam olmamın bedeli. Ödeyemediğim tüm faturalarımın diyeti ve cüzdanımdaki limitlerin pespaye kalışı. Bu yaşadığım şaşalı gecelerin sonucu. Bu hayat kompozisyonumun gelişme evresi. Bu benim duraklama dönemim. Bu her şeyin içi içe geçtiği an. Bu bir porno. Bütün gerçeklerin eğilip bükülebildiği o an. İnsanların tüm korkuların tanrı ve dinsel öğelerle bastırdığı bir dönem bu. En anlamsız dönem gezegen adına .Evet Tanrı olmasaydı bu dünya çıldırırdı. Tek mantıklı şey bu.Çıldırmamak için bir engel bu.Sakatlanmamak için. Bu dünyanın tek koltuk desteği inanç. İnanmasaydık mutlaka sevdiğimiz her şeyi yemeye çalışırdık. Dinozorların güçlü biyolojisinde olmayan şey buydu. İnsanlığın evrimini durduran şey bu..Nereden bakılırsa bakılsın bizi durduran tek şey inanmaktı. Midem bulanıyor...! Hiçbir şey inandırıcı değil. İnanamıyorum dün geceye ve daha önceki hiçbir geceye…
devam edecek.

Hiç yorum yok: