Pazar, Nisan 29, 2012

Papyon 1

İlayda Portakaloğlu
Her şeyin tam olarak nerede başladığın hatırlamıyorum. Dün gece ne düşünerek sokağa çıktım ne istedim, nereye yürüdüm. Yediklerim ve içtiklerim yetmemiş olacak ki nerede olduğumu bilemeden dünyanın en iğrenç pastanelerinden  birinde ne idüğü belirsiz bir sandviç yiyorum. Üzüntü dolu bir domates parçasını ağzımda tanıyorum sonra eski Haliç kadar karmaşık bir çay daha geliyor masaya. Expresso istiyorum it herif,hala anlayamadığınız dünya nimetlerinden her hangi biri işte. Küçük acı çekirdekleri olan familyayı tanır mısın. Acı. Acıyı bilir misin bayım. Herhangi bir çeşidini. Bu insanların yaşamak için uyuşturuculara ihtiyacı yok bu kokuşmuş önlüğüyle hala hizmet etmeye çalışan herifi boğmak istiyorum. Bu adamlar için mesai vardır sadece ve mesai insanların gerçeklere saplanmadan yalamasını sağlayan en ideal uyuşturucudur. Düzen ise gerçeklerin ötelenmesi için uydurulmuş bir palavra sanki. Bu ritüelin canı cehenneme dün gece olduğu her gece nereye gittiğimi bilmeden uyanmak istiyorum. Spritüel tüm saçmalıkların canı cehenneme…

İnsanlar tanrıyı görmek için çırpınıyor yıldızlar kimsenin umurunda değildi ilk teleskopun ardında. İnsanlar yıkılmamak için inançlara tutundular bu onların ilerlemesini engelledi.
İnançsızlık onların içindeki sevgisizliği masaya yumruklarını vurma isteklerini güçlendirdi. İnsanların evrimi bu yüzyılda kapitalizm lanetiyle tanıştı.

İlerlemiyor gerilemiyor hareketsizce biyolojik formların en ideal ölümle karşılaşması için var gücümüzle sandviç yapıyoruz. Lanet olası pastane, sektörün diğer tüm adayları için hakaretten ibaretsin.

Devam edecek...

Burak Dikoğlu

Hiç yorum yok: