Pazar, Ocak 01, 2012

Yaşa yaşa yaşa

“Yaşa
yaşa
yaşa…”

Şarkı böyle diyordu. Sürekli tekrar edince alkolün verdiği etkiye yakın yan etkileri var.Önce aynaya bakıyorsun ısrarla. Sabırla aynaya bakıyorsun. Defalarca ve defalarca.Beni sevenler var değil mi.?Annem seviyor örneğin babam da öyle.O da seviyor beni aşıktı bir zamanlar hatta.Kız kardeşim de beni seviyor hatırlıyorum ara sıra.Bu telefon niye bu kadar az çalıyor.Arayan üç kişiden birine yabancıyım.Birini seviyorum.Ve yaşıyorum. Annemi de sevmem gerek hatırlatıyor şarkılar. Boğazım düğüm düğüm.Kime neyi ispatlıyorum bilmiyorum. Uyumadan uyanıyorum çoğu geceden.Arayan üç kişiden birini sevmiyorum.Ya bankacı oluyor ya iş yerinden.Kredi kartımın limitlerini zorladıkça kapitalizm yeni imkanlar sunuyor ve işyerinden daha fazla çalışmamı öğütlüyor idareciler.Ayna ile işim bitince yatağına geçiyorum.Elimde kocaman bir metal yığını.Kimin öfkesinde dövüldü bu demir.Ben kimseyi kıramam ki anne, nasıl öldüreyim özgürlük diye haykıran bir anarşisti.Anne aynaya çok bakıyorum bir de.Sen de bana bakıyorsun biliyorum ancak yanında sürekli sigara yakmam  utancımdan, yoksa gözlerini çok özlüyorum annem. Berbat hissediyorum.Göz altlarında biriken torbalar kadar berbat, dolu ve yorgun.Gençliğinin güzelliğini özlüyorum.Gençken ne güzeldin. Gökdelenleri ve alışveriş merkezlerini hala beğenmiyorum. On üç yaşımı geri istiyorum ve parkları.Bok gibi hissediyorum anne.Şehrin tüm diğer pisliklerine karışmak üzereyim.Gebermek üzereyim ama tüm bunlar bir yana sen iyi ol istiyorum anne.Kardeşim de iyi olsun.Ağlayamıyorum bir de .Bu çok büyük bir sorun.Ama canım yanıyor merak etme ölmedim anne. Uykumu bölecek kadar yanıyor. Rüyalarımda İsa’yı çarmıha germesinler diye siper oluyorum. Muhammedi sürdüler diye Medine’ye yoldaş oluyorum. Gündüz rüyalarım var anne.Tam bu anlattıklarıma benzer bir fantastik hezeyanlar besliyorum. Bazen çok mutlu oluyorum  ama. Senin daha fazlasına ihtiyacın olduğunu hissediyorum.

Peki dua ederek seni mutlu edemiyorsam,
tanrı benim ne işime yarıyor anne...!

Acımı ve banka ekstrelerini senden saklıyorum annecim.
Ben meşhur köprünün altında ki ateşe havale ediyorum elimdeki her şeyi.
Evet anne ölüm var,ama ben ölmeyeceğim.Böyle arada kalmaktan keyif almıyorum sebebim var ama cesaretim yok.Tekrar eden zihnimi ve oyunlarını sevmiyorum.Aslında hiçbir zaman bunları okumayacaksın ve beni hiç aciz görmeyeceksin.Bu yüzden sen bir sıfatsın anne. Oğlunu peygamber yapan bir anne kadar kutsal ve mağrursun..Günümüz dünyasının el değmemiş ibadetindeyim.
Yalnızım
ve adımın önüne gelecek her kötü tamlamanın eksik adamıyım….

Mutlu nasıl olunuyor anne.!

Yaşa
yaşa
yaşa…diyerek mi.?

Hiç yorum yok: